|
ÖZEL EROL ALTACA OKULLARI İLKÖĞRETİM PROGRAMI
BİLİM "ANADİLİNDE" ÖĞRENİLİR!
"Dil
ve düşünce arasında sıkı bir bağ vardır." demek bile, dile
haksızlık etmektir; çünkü dil olmadan düşünce olmaz. Peki bu
dil hangi dil, kimin dili? Cevap açık: Ortak kültürün, ortak
geçmişin, ortak toprağın ve ortak düşünenlerin dili, yani,
anadili! Eğer paylaşanlar İngiliz ise, düşünmeyi, bilgi
edinmeyi ve bilim yapmayı sağlayacak olan dil, İngilizce;
Çinli ise, konuşulan, eğitimi verilen dil, Çince olmalıdır.
Çocuklar düşünmeyi, aksi düşünülemeyeceği üzere, ilk kez
anadillerinde gerçekleştirir. Bu yüzden, yeni kavramları
öğrenmek, onları geliştirmek için en etkin ve tek araç
anadilidir. İşte bu nedenle, Kanada'dan Japonya'ya kadar,
ülkelerin %78'i anadillerinde öğretim yapmaktadır.
Başka bir dili bilmek ve bu dili
kullanabilmek, şüphesiz büyük bir kazançtır; ama anadilinde
varlığını sürdürmek koşuluyla. Yabancı dil öğretmek, ayrı
bir disiplindir, ayrı bir sistematik gerektirir. Bunu göz
ardı edenler, ne yabancı dil öğretimini tam olarak
verebiliyor ne de amaçlarına ulaşabiliyorlar. Bu kazaya
kurban gidenlerse, ne yazık ki, geleceğimizi emanet
edeceğimiz çocuklarımız oluyor.
Karşı olduğumuz, yabancı dil öğretimi
değildir; öğretimin başka bir dille yapılması tezidir.
Uygulamadaki yanlışlar, niyetlerin kötülüğünden değil, moda
haline gelmiş öykünmecilikten kaynaklanmaktadır. - En
azından böyle olduğunu umuyoruz. - Öyle ki, günümüzde,
yabancı dille öğretim yapan bir kurum, yabancı dille öğretim
yapmayan bir kurumdan üstün tutulmakta ve "kaliteli"
sanılmaktadır. Taklit annenin çirkin çocuğudur bu sonuç.
Oysa eğitimin kalitesi, hangi yabancı dille verildiğiyle
değil nelerin nasıl ve ne kadar verildiğiyle belirlenir.
Aksi takdirde, fiziğin, kimyanın ya da matematiğin, en iyi,
İngilizceyle öğrenilebileceği iddiasında bulunmuş oluruz.
Yabancı dil bilmek, bizim yabancılaşmamızı
engelleyecektir. Kendi varlığımızı, dilimizle sürdürürken,
olup bitenleri, dünyayı, geçerli bir dille algılayacağız,
takip edeceğiz. Ancak kendimizi bu dille tanıyamayız.
Kendimizi tanımamızın yolu, kendimizden olanla mümkündür.
Değişik kültürlerin birlik içinde yaşayacağı
bu ülkenin geleceğini korumak, hepimizin vazifesidir.
Türkçe, varlığımızın mayasıdır, düşüncemizin adıdır,
birliğimizin çimentosudur. Yabancı bir dili öğrenirken bile
ona ihtiyacımız vardır.
Başımızın tacı Türkçe tadıyla bilim ve yerli
yerinde iki yabancı dil! Erol Altaca Okullarının ilkesidir.
Kimliğiyle ulusal, kişiliğiyle evrensel,
düzeyiyle çağdaş insan! Erol Altaca Okullarının hedefidir.
İLKÖĞRETİMİN HER BASAMAĞINDA AYRI
BİR BRANŞ ÖĞRETMENİ
Eğitim
ve öğretimin her basamağı önemlidir. Okul öncesi eğitim
döneminde okula gitme olgunluğuna ulaşmış bir çocuk,
ilkokula başladığında çok önemli avantajlara sahip
olacaktır. İlköğretim boyunca temel bilgileri özümsemesi de,
lise döneminde ona büyük yararlar sağlayacaktır. Nitelikli
bir liseden mezun olması ise, üniversiteye giriş sınavları
ve üniversite öğreniminde ona önemli bir katkı
sağlayacaktır. Kısacası, eğitim ve öğretim sürecinin her
aşaması, kendinden bir sonraki evreyi etkileyecektir.
İlköğrenime başlamak, minicik yürekte en
büyük heyecandır. Bir anda pek çok kural kendisini
çevreleyecektir. İçinden geldiğince davranması, söz almadan
konuşması, okul içinde koşması, bağırması yasaklanacak; uzun
ders saatleri boyunca, sırasında "paşa paşa" oturmak zorunda
kalacaktır. Öğretmeni , can kulağıyla dinleyecek ve
okuma-yazma denen, gerçekten son derece güç bir beceriyi
edinecek; 2.,3.,4. ve 5. sınıflarda ise, daha da ağırlaşan
derslerle yüz yüze gelecek; hatta lisede göreceği konularla
henüz ilkokul sıralarında tanışacaktır. Dolayısıyla,
ilköğretimin ilk gününden son gününe dek uzanacak bu süreç,
çocuk için son derece belirleyici olacaktır.
İlköğretimin ilk üç yılında, çocukların tek
bir sınıf öğretmenine ihtiyacı olduğu kesindir. Çünkü bu zor
dönemde, çocuğun, anne-babasının yerine koyabileceği,
ayrıcalıklı bir insana ihtiyacı vardır. Bu duyguyu ona
verebilecek tek insan da sınıf öğretmenidir. Bu yüzden sınıf
öğretmenliği, çok önemli ve uzmanlık isteyen bir branş
olarak karşımıza çıkmaktadır. Ama ne kadar nitelikli olursa
olsun, tek bir sınıf öğretmeninin, 4. ve 5. sınıfların her
branş dersinde uzman olamayacağı da ayrı bir gerçektir.
İşte bu düşüncelerden hareketle, Erol Altaca
Okullarında yepyeni bir sistemi karşınıza getiriyoruz:
Bu sistemde, sınıf öğretmeni, ayrı bir uzman
olarak karşımıza çıkıyor. İlköğretimin 1., 2., 3.
sınıflarında, çocuğa okuma-yazma öğretip temel kavramları
algılamasına yardım eden, çocuğun psikolojik ihtiyaçlarına
cevap verip onlara okulu ve öğrenmeyi sevdiren, hayatta
kullanacağı kurallar bütününü, tüm sevecenliğiyle onlara
aktaran, kısaca; çocuğa ilerideki yaşamında kullanacağı
değerleri veren, hep bu uzman öğretmen olacaktır.
Günümüzdeki uygulamada, bir sınıf öğretmeninin tekrar 1.
sınıfa dönmesi, ne yazık ki beş yılda bir, gerçekleşiyor ve
dolayısıyla bu konuda uzmanlaşma çok zor görülüyor. Ayrıca,
her beş yılda bir 4. sınıfa gelen sınıf öğretmeni, branş
dersleri ile uğraşmak zorunda kalıyor. Bu durumdaki öğretmen
, kendisini daha yetkin gördüğü derse ağırlık vererek, diğer
dersleri ikinci, üçüncü plana itiyor . Hatta bazen daha da
ileri giderek, örneğin programda "Matematik" dersi olduğu
halde, onun yerine "Türkçe" ya da "Sosyal Bilgiler" dersi
işliyor. Böyle eğitilen çocuklar ise, 6. sınıfa
geldiklerinde, o güne değin öğrenmiş olmaları gereken
konularda yetersiz kalıyorlar. Sonuç olarak da bu dersler,
hiç hak etmedikleri halde çocukların korkulu rüyası haline
geliyor. Bunlar maalesef gerçektir.
Erol Altaca Okulları, işte bu yanlışlara
"DUR" demek için yeni bir eğitim atağını başlatıyor.
Erol Altaca Okullarında, 4. sınıftan itibaren
tüm dersleri, o konuda yetişmiş branş öğretmenleri, o ders
için tasarlanıp donatılmış dersliklerde işler!. Başka bir
deyişle, her bir dersin dersliği, o dersin laboratuvarıdır.
Bilgi ve zekâ, zoru yener. Ancak çoğu zaman, bunları
işlevsel kılan, motivasyondur. Sözgelimi, çocuğun zevk
alabileceği matematik araç ve gereçleriyle donanımlı modern
bir derslikte, matematikten kim korkar ki?
Erol Altaca Okullarının kadrosu, alanlarında
uzmanlaşmış, çocuk psikolojisini özümsemiş, öğretme
pedagojisini bilen yetkin öğretmenlerden oluşuyor.
Her dersin uzmanı öğretmenler... Ne büyük bir
ayrıcalık... Ama çocuklarımız buna değer!
YABANCI DİL ÖĞRETİMİ ve ÜLKEMİZDE
YAPILAN YANLIŞLAR
Değişik kültürler, dünyamızın bir servetidir.
Ancak bu gerçek, değişik kültürlerin dillerini öğrenmeyi de
zorunlu kılmaktadır. Uygarlık ve teknolojinin, farklı
kültürlerde farklı hızlarla gelişmesi, bu gereksinimi daha
da artırmıştır. Düşünen, yetkin ve uygar birey, anadilinin
ustası olmak zorundadır. Bunun yanı sıra en az bir yabancı
dilde bilgiye ulaşabilir hale gelmesi de günümüz
koşullarında bir zorunluluktur.
Yabancı dil öğrenmenin ideal koşulu, o dilin
anadil olduğu kültürel ortam içinde yaşamaktır. Ancak, bu
her zaman ve herkes için mümkün olamayacağına göre, yabancı
dilin ideale yakın bir düzeyde öğretilmesi konusunda
okullarımızın çok dikkatli davranmaları gerekmektedir.
Küçük yaşlar, yabancı dilin en kolay ve etkin
bir biçimde öğrenildiği yaşlardır. Henüz soyut düşünme
becerisi olmayan ilkokul yaşlarında, her konunun somut ve
algısal yöntemlerle öğretilmesi gerekmektedir. Çocukları,
büyükler için oluşturulmuş yöntemlerle karşı karşıya
bıraktığımızda alacağımız tek sonuç, onların yılgınlıkları
olacaktır.
Okulların pek çoğu, haftalık yabancı dil ders
sayısını artırma yarışına girmiş, ya diğer dersleri azaltmak
pahasına ya da hafta sonu günlerini kullanarak bu nitelik
hatasının niceliğini de mantık sınırını zorlayan düzeylere
yükseltmişlerdir.
Erol Altaca Okullarında, anaokulundan
itibaren, çocukların yaşlarına uygun içerikte ve o yaşın
öğretme teknikleri ile İngilizce öğretimi, öncelik taşıyan
konulardan biridir.
6. sınıf öncesinde İngilizce öğretimi
ülkemizde çok yeni olduğundan, bu yaş grubu için eğitilmiş
öğretmenler yok denecek kadar azdır. Bu yüzden, bugüne değin
birçok iyi niyetli çaba, pek de sonuç vermemiştir. Okulumuz
için, İngilizce öğretmenlerini yurt içi veya yurt dışından
ilköğretim çocuklarına İngilizce öğretme eğitimi almış,
yıllarca uygulama deneyimi edinmiş öğretmenlerden titizlikle
seçtik. Öğrencilerimize, İngilizce öğrenimini bir zevk
olarak yaşayacakları ortamı hazırladık.
Çocuklarımız bilgisayar, kaset-çalar,video ve
TV gibi araçlarla donatılmış dersliklerde, kendi yaşlarına
uygun çağdaş konuşma, drama, şarkı gibi yöntemlerle
İngilizce öğrenmeyi bir külfet değil, bir zevk olarak
yaşarlar. Pedagojik prensiplere uygun olarak, yaşları
ilerledikçe ve zamanı gelince İngilizce'nin kuramsal yönleri
ile tanışırlar. Öğrencilerimizin dil becerilerine, 1.
sınıftan başlayan İngilizce öğretimi devam ederken, 6'ncı
sınıftan itibaren de Almanca öğretimi katılır.
Temel amacımız, öğrencilerimizi birer
dilbilimci olarak yetiştirmek değil, yabancı dili kendi
yaşları ve yaşamlarının gerektirdiği düzeyde kullanma
becerisine sahip kılmaktır.
"GEREKSİZ (!)" DERSLER : RESİM,
MÜZİK, BEDEN EĞİTİMİ
Sevgili çocuklarımızın test çözerek
değerlendirebilecekleri saatler; resim yapmak, şarkı
söylemek ve takla atmak gibi gereksiz (!) faaliyetlerle gasp
edilmektedir. Bu derslerin müfredattan bir an önce
çıkarılması şarttır!
Oysa resim, müzik ve beden eğitimi
derslerinin öğrenciye sağladığı yarar, sanıldığından çok
daha fazladır.
Resim; psiko-pedogojik açıdan çocuğu daha iyi
tanımamızı sağladığı gibi, onun zeka, kişilik, yakın çevre
özellikleri ve iç dünyasını yansıtmaya da yarayan bir
anlatım aracıdır. Başka bir deyişle, çocuklar, özel olarak
dile getirmekte güçlük çektikleri duygu, düşünce, beklenti
ve gereksinimlerini grafik yoluyla çok daha kolay dışa
vurabilirler. Çocukların çizdiği resimler, göründüklerinden
çok daha fazlasını içerir. Çünkü çocuğun iç dünyası, düşünüş
biçimi ve yakın çevresiyle olan sorunları hakkında önemli ip
uçları verir. O kadar ki, kullanılan kâğıdın büyüklüğü,
figürlerin kâğıda yerleştiriliş şekli, kullanılan renkler,
hatta kalemin sert ya da ürkek kullanımı bile dikkatli ve
konu hakkında bilgili bir gözlemci için, çocuğun ruhsal
durumunu ve kişilik özelliklerini saptamada sayısız yarar
sağlar. Psikolojik tanı aracı olmasının ötesinde,
yaratıcılık potansiyelini kamçılaması açısından da resim,
desteklenmesi gereken bir etkinliktir. Tüm bunları bir yana
bıraksak bile, zor ödevler ve yorucu sınavlar
bombardımanından bunalmış çocuklara resim yapma olanağının
tanınması, bir parçacık soluklanmaları ve keyifli zaman
geçirmeleri fırsatını tanımakla eşdeğerdedir ki, buna tüm
çocukların hakkı vardır. Diğer bütün sanat dalları gibi,
resim eğitiminin en önemli işlevi , güzellikleri takdir
edebilen, incelmiş insan yetiştirmedeki yeridir.
Ülkemizde resim sanatını tanımadan, estetik
bilgi sahibi olmadan resim satın almaya çalışan kitleye
karşın resim tarihi, ünlü ressamların hayatları ve
kullanılan teknikleri haftalık ders saatinde öğrenen
çocuklar, ülke içi ve dışında tertiplenen yarışmalara
katılmakta ama en önemlisi bir sergide resmin nasıl
incelendiği ve bir resmin estetik değerinin ne olduğu
sorularına cevap verebilecek düzeye gelmektedirler.
Cumartesi Okulu resim çalışmalarına katılan öğrenciler bu
becerilerini hafta sonunda da geliştirmeye devam
etmektedirler. Öğretmenleriyle sergilere katılan,
ressamların atölyelerini ziyaret eden öğrencilerimizin
edindikleri estetik zarafet, hayatlarının her bölümüne
yansıyacaktır.
Müzik dersinin (eğitimle ilgili olarak)
çocuğa katacağı temel beceri ise, "işitsel ayrımlaştırma"
konusundadır. Benzer sesler arasındaki farkı ayırt edebilen
bir çocuk, ileride yabancı dil öğrenirken çok daha az
zorlanacaktır. Küçük yaşlardaki müzik eğitiminin, çocuğu
ileri yaşlarda matematikte daha yüksek başarıya götürdüğü
bilimsel bir gerçektir. Müzik eğitiminin yadsınamayacak
kadar açık işlevi ise resimde sözünü ettiğimiz güzellikleri
kavrayabilme zevkine sahip bireyler yetiştirmedeki
katkısıdır.
Öğrencilerimiz, en az bir enstrüman
çalabilmeleri için hafta içi derslerde ve hafta sonu
Cumartesi Okulu'nda öğretmenleri ile piyano, keman, flüt,
org çalışmaları yapmaktadırlar. Özel günlerde ve çeşitli
toplantılarda konserler veren okul koromuz Türk Sanat
Müziği, Türk Halk Müziği ve Batı Müziği şarkı örnekleri
sunar. Okulumuz, Türk değerlerini bilen ve onları yaşatıp
korumaya çalışan; ama aynı zamanda başarısını dünyanın
paylaştığı müzisyenleri ve müzik çalışmalarını takip
edebilen çocuk ve gençleri hedefler.
Gelelim beden eğitimine... Spor yapmak,
bedensel gelişimin yanı sıra, öğrenme fizyolojisi açısından
da gerekliliktir! Çünkü "öğrenme" işlemi, beyin zarında
meydana gelen biyokimyasal bir süreçtir. Birtakım protein
halkaları, korteks üzerinde bir zincir oluşturur ve öğrenme
gerçekleşir. Öte yandan, stres altında bulunulduğunda
kandaki adrenalin miktarı artar. Adrenalin ise bu protein
zincirinin kurulmasına ket vurur. Böyle olunca da üzerinde
çalışılan konu öğrenilemez. Adrenalini normal düzeye
indirmenin başlıca yolu da fiziksel aktivitedir. Yani çocuğa
koşmak, oynamak, top peşinde seğirtmek, bisiklete binmek
gibi olanakları tanımak... Üstelik bunlar, çocuğun
psiko-sosyal ve zihinsel gelişimine, yaratıcılığına son
derece önemli katkılar sağlar.
Milli Eğitim Bakanlığınca belirtilen Beden
Eğitimi dersleri dışında Türkiye'de ilk defa okulumuzda ders
saatleri içinde "Beden Eğitimi Oyun Programı"na da yer
verilmektedir.
Öğrencilerimize okulumuzda çeşitli zamanlarda
ve dış sahalarda basketbol, voleybol, futbol, yüzme,
jimnastik, kayak, badminton, masa tenisi, hentbol gibi
sportif etkinlikler sunulmaktadır.
Bu düşüncelerden hareketle, bu tür uygulamalı
derslerin gerek haftalık ders saati, gerekse titizlikle
hazırlanmış program ve donanımlarıyla EROL ALTACA
OKULLARINDA çok önemli bir yeri vardır.
"GEREKLİ" DERSLER
Matematik
Ünlü matematikçi Lobachevsky "Matematiğin
hiçbir dalı yoktur ki, ne kadar soyut olursa olsun bir gün
gerçek dünyada uygulama alanı bulmasın." der. Bu noktadan
yola çıkarsak, bizler Erol Altaca Okulları' nda
çocuklarımıza matematiğin çevreden yalıtılmış bir bilim
olmadığını, matematiğin her konusuyla yaşadığımız dünya
arasında somut ilişkiler kurulabileceğini göstermeye
çalışıyoruz.
Karşılaştığı en basit matematik probleminde
dizlerinin bağı çözülmeyen gençler yetiştirmek isterken
biliyoruz ki bir matematik problemine sakin ve güvenli
yaklaşabilen bir çocuk, yetişkin olduğunda karşılaşacağı
güçlükler karşısında da yılmayacaktır. Matematiği seven ve
yeni şeyler keşfetmekten haz duyan bir çocuk, bu deneyimden
kazandığı heyecanı ve güveni yitirmeyecektir.
Bütün bu amaçlar doğrultusunda derslerde
matematiksel tanım ve kavramları bilimsel özüne uygun olarak
öğretmeye; konuları, somut modeller ve araçlar yardımıyla
kavratmaya; problemlerin çözümünde "neden", "niçin"
sorularıyla değişik yöntemler araştırmaya gayret ediyoruz.
Çocuğumuz grubun gerisinde kalıyorsa ek
çalışmalarla ona destek oluyoruz. İnanıyoruz ki her çocuğu
kendi kapasitesi doğrultusunda ulaşabileceği en üst
sınırlara taşımak eğitimcinin görevidir. Çocuğumuz grubun
ilerisindeyse bizce yine desteğe ihtiyacı vardır. Onu da ek
sorularla motive etmeye, kendi başarısını aşma hevesini
artırmaya çalışıyoruz. Bu tip öğrencilerimizi ayrıca ülke
içinde ve ülke dışında yapılan matematik yarışmalarına da
hazırlıyoruz. "Her çocuk bizim için özeldir ve her çocuk
matematik öğrenebilir."
Fen Bilgisi
İnsanlar yaşadıkları çevre ile sürekli ilişki
içindedir. Çocuklarda ve gençlerde bu ilişki merak ve aynı
zamanda tutku düzeyindedir. Hazırlanacak ve uygulanacak her
fen bilgisi programı, öğrencilerde merak uyandıracak yapıda
olmalıdır ve bu programların basit bilimsel ilkelerin,
teknolojik bakışların temeli olduğu vurgulanmalıdır.
Toplumları gelişmeye ancak fen bilimlerinde
gerçekleştirilen buluşlara dayandırılarak geliştirilen
teknoloji götürmektedir. Bu modern eğilim, Erol Altaca
Okulları fen bilgisi dersi programlarına yansıtılmıştır ve
uygulanmaktadır.
Olayların nedenlerini açıklamak için, model
önerme, hipotez kurma, deney düzenleme ve yapma, gözlem
yapma, gözlem sonucu elde edilen bilgileri sınıflandırma,
analiz etme davranışları fen bilgisi dersi programlarında
öğrenciye kazandırılmakta, ülkemizin geleceği bilgi
üretimine dayandığı için öğrencilerimize bilgi üretim
sistemleri tanıtılmaktadır.
Fen bilimleri yeni düşünceleri düzenlediği
gibi, bir problemin çözümü ile de ilgilenir. Problemler ve
onların çözüm yolları insan aklına ve yaratıcı zekasına
dayanır. Bununla insanlık, evreni anlamaya çalışmıştır. İşte
bu anlayışı kazanan öğrencimiz teknolojik gelişmelerin
toplumlar için esas olduğu, ancak bu gelişmenin çevre
kirlenmesi yaratmadan yapılması gerektiği fikriyle
hazırlanmış programlarla eğitilmektedir. Sürekli ve dengeli
gelişme düşüncesi, öğrencilerimize verilen önemli
kavramlardan biridir. Doğaya saygı temel hedefimizdir.
Kendi akli yeteneklerini kullanarak anlama ve
öğrenme gücünü geliştiren öğrenciler, gözlem, bilgi ve
verileri göz önüne alarak basitçe analiz ve sentez
yapabilmenin ilk davranışlarını kazanmaktadırlar. Böylece
onlar için öğrenmenin son aşaması olan KARAR VERME ortamına
giden tüm yollar da açılmaktadır.
Bilgi sahibi olmanın yanında bilgi üretmenin
önemi bilinerek eğitilen öğrencilerimiz, özellikleri
şimdiden oluşan bilgi çağı içinde başarılı ve mutlu
yaşayacaklardır.
Sosyal Bilgiler
Erol Altaca Okullarında sosyal bilgiler
dersi, geçmişi özümsediği için bugünü daha iyi anlayan ve
geçmişle bağlantı kuran; böylece yarınlara güvenle
yaklaşabilen öğrencilerle "niçin", "nasıl" gibi sorularla
yaratılmış düşünsel bir ortamda gerçekleşmektedir.
Tartışma, proje, rapor hazırlama, özetleme,
canlandırma ve diğer çağdaş yöntemlerle yapılan çalışmalar;
TV, video, tepegöz, kitaplık, tüm konularla ilgili harita ve
slaytlarla donatılmış özel sosyal bilgiler dersliklerinde
yapılmaktadır.
Amacımız:
Atatürk ilke ve inkılaplarından ödün
vermeden,
· içinde yaşadığı toplumla, doğal çevreyle
barışık
· düşünen, araştıran, akıl yürüten
· etik değerlerle, insan haklarına, ulusal
değerlere saygılı
· sosyal yapısı gelişmiş, sosyal cesaret
sahibi
· demokrasi kültürünü benimseyen, çağdaş
gençler yetiştirmektir.
Satranç
Satranç güzel ve yararlı bir uğraş, yaman bir
mücadele, akıl, zeka, yaratıcılık, ileri görüşlülük,
centilmenlik, planlama, yerinde ve zamanında davranma,
cesaret, sabır, serinkanlılık gibi evrensel değerleri ve
yetenekleri geliştiren bir sanat, bir bilim ve bir spordur.
Satranç bir beyin sporu olduğu kadar düşünce
eğitimi üzerine uzman bir okuldur.
Spor olarak satranç, çocukların zihinsel,
psikolojik ve ahlaki gelişmelerine katkıları olan bir
oyundur. Okulumuzda satranç; bütün bu yetenekleri en üst
seviyeye çıkartmak ve kendine güvenen zeki bireyler
yetiştirmek için vardır.
Amacımız sadece satranç şampiyonlarına
ulaşmak değil, satrançtan yararlanarak kendi alanlarında
başarılı olmuş kişiler yetiştirmektir.
Bilgisayar
Bilgisayarın sunduğu olanaklardan yaygın bir
şekilde yararlanmak insanlığa büyük kolaylıklar
sağlamaktadır. Bu olanaklardan faydalanmak için
"bilgisayarda işlem yapmak" yani "bilgisayarı amaca göre
kullanmak" gerekmektedir.
Günümüzde her alanda çok geniş biçimde
kullanılması artık kanıksanan bilgisayarın eğitimde nasıl
kullanılacağı araştırılırken, 3-12 yaş arası çocukların
bilgisayarla ilgili bazı bilgi ve becerileri kazanmalarının
ileriki yaşlara göre daha kolay ve daha çabuk olduğu ortaya
çıkmıştır.
O halde Erol Altaca
Okulları
öğrencisi, anaokulundan 8. sınıfın sonuna kadar bilgisayar
okur yazarı olup onu amacına göre kullanmayı öğrenirken
bilgisayarın çalışması, kısımları, çeşitleri, yetenekleri
kullanma şekilleri, programlanması konusunda bilgi sahibi
olmaktadır. |