ANASAYFA              MAİL

 
GENEL BİLGİLER

Kurucumuz

Tarihçemiz

Yönetim Kadromuz

Basında Özel Erol Altaca Eğitim Kurumları

İnsan Kaynakları

Bağlantılar

İletişim

Duyurular

EĞİTİM-ÖĞRETİM

Vizyonumuz-Misyonumuz

Eğitim-Öğretime Tarihsel Bakış

Ülkemizde ve Dünyada Eğitim Sorunları

Temel İlkelerimiz

Rehberlik

Disiplin Anlayışımız

Çalışma Takvimi

OKULLARIMIZ

Ders Zaman Çizelgesi

Okul Marşımız

Etkinlikler

Kütüphane

 

TEMEL İLKELERİMİZ

ÖZEL EROL ALTACA OKULLARI İLKÖĞRETİM PROGRAMI BİLİM "ANADİLİNDE" ÖĞRENİLİR!

"Dil ve düşünce arasında sıkı bir bağ vardır." demek bile, dile haksızlık etmektir; çünkü dil olmadan düşünce olmaz. Peki bu dil hangi dil, kimin dili? Cevap açık: Ortak kültürün, ortak geçmişin, ortak toprağın ve ortak düşünenlerin dili, yani, anadili! Eğer paylaşanlar İngiliz ise, düşünmeyi, bilgi edinmeyi ve bilim yapmayı sağlayacak olan dil, İngilizce; Çinli ise, konuşulan, eğitimi verilen dil, Çince olmalıdır. Çocuklar düşünmeyi, aksi düşünülemeyeceği üzere, ilk kez anadillerinde gerçekleştirir. Bu yüzden, yeni kavramları öğrenmek, onları geliştirmek için en etkin ve tek araç anadilidir. İşte bu nedenle, Kanada'dan Japonya'ya kadar, ülkelerin %78'i anadillerinde öğretim yapmaktadır.

Başka bir dili bilmek ve bu dili kullanabilmek, şüphesiz büyük bir kazançtır; ama anadilinde varlığını sürdürmek koşuluyla. Yabancı dil öğretmek, ayrı bir disiplindir, ayrı bir sistematik gerektirir. Bunu göz ardı edenler, ne yabancı dil öğretimini tam olarak verebiliyor ne de amaçlarına ulaşabiliyorlar. Bu kazaya kurban gidenlerse, ne yazık ki, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız oluyor.

Karşı olduğumuz, yabancı dil öğretimi değildir; öğretimin başka bir dille yapılması tezidir. Uygulamadaki yanlışlar, niyetlerin kötülüğünden değil, moda haline gelmiş öykünmecilikten kaynaklanmaktadır. - En azından böyle olduğunu umuyoruz. - Öyle ki, günümüzde, yabancı dille öğretim yapan bir kurum, yabancı dille öğretim yapmayan bir kurumdan üstün tutulmakta ve "kaliteli" sanılmaktadır. Taklit annenin çirkin çocuğudur bu sonuç. Oysa eğitimin kalitesi, hangi yabancı dille verildiğiyle değil nelerin nasıl ve ne kadar verildiğiyle belirlenir. Aksi takdirde, fiziğin, kimyanın ya da matematiğin, en iyi, İngilizceyle öğrenilebileceği iddiasında bulunmuş oluruz.

Yabancı dil bilmek, bizim yabancılaşmamızı engelleyecektir. Kendi varlığımızı, dilimizle sürdürürken, olup bitenleri, dünyayı, geçerli bir dille algılayacağız, takip edeceğiz. Ancak kendimizi bu dille tanıyamayız. Kendimizi tanımamızın yolu, kendimizden olanla mümkündür.

Değişik kültürlerin birlik içinde yaşayacağı bu ülkenin geleceğini korumak, hepimizin vazifesidir. Türkçe, varlığımızın mayasıdır, düşüncemizin adıdır, birliğimizin çimentosudur. Yabancı bir dili öğrenirken bile ona ihtiyacımız vardır.

Başımızın tacı Türkçe tadıyla bilim ve yerli yerinde iki yabancı dil! Erol Altaca Okullarının ilkesidir.

Kimliğiyle ulusal, kişiliğiyle evrensel, düzeyiyle çağdaş insan! Erol Altaca Okullarının hedefidir.

İLKÖĞRETİMİN HER BASAMAĞINDA AYRI BİR BRANŞ ÖĞRETMENİ

Eğitim ve öğretimin her basamağı önemlidir. Okul öncesi eğitim döneminde okula gitme olgunluğuna ulaşmış bir çocuk, ilkokula başladığında çok önemli avantajlara sahip olacaktır. İlköğretim boyunca temel bilgileri özümsemesi de, lise döneminde ona büyük yararlar sağlayacaktır. Nitelikli bir liseden mezun olması ise, üniversiteye giriş sınavları ve üniversite öğreniminde ona önemli bir katkı sağlayacaktır. Kısacası, eğitim ve öğretim sürecinin her aşaması, kendinden bir sonraki evreyi etkileyecektir.

İlköğrenime başlamak, minicik yürekte en büyük heyecandır. Bir anda pek çok kural kendisini çevreleyecektir. İçinden geldiğince davranması, söz almadan konuşması, okul içinde koşması, bağırması yasaklanacak; uzun ders saatleri boyunca, sırasında "paşa paşa" oturmak zorunda kalacaktır. Öğretmeni , can kulağıyla dinleyecek ve okuma-yazma denen, gerçekten son derece güç bir beceriyi edinecek; 2.,3.,4. ve 5. sınıflarda ise, daha da ağırlaşan derslerle yüz yüze gelecek; hatta lisede göreceği konularla henüz ilkokul sıralarında tanışacaktır. Dolayısıyla, ilköğretimin ilk gününden son gününe dek uzanacak bu süreç, çocuk için son derece belirleyici olacaktır.

İlköğretimin ilk üç yılında, çocukların tek bir sınıf öğretmenine ihtiyacı olduğu kesindir. Çünkü bu zor dönemde, çocuğun, anne-babasının yerine koyabileceği, ayrıcalıklı bir insana ihtiyacı vardır. Bu duyguyu ona verebilecek tek insan da sınıf öğretmenidir. Bu yüzden sınıf öğretmenliği, çok önemli ve uzmanlık isteyen bir branş olarak karşımıza çıkmaktadır. Ama ne kadar nitelikli olursa olsun, tek bir sınıf öğretmeninin, 4. ve 5. sınıfların her branş dersinde uzman olamayacağı da ayrı bir gerçektir.

İşte bu düşüncelerden hareketle, Erol Altaca Okullarında yepyeni bir sistemi karşınıza getiriyoruz:

Bu sistemde, sınıf öğretmeni, ayrı bir uzman olarak karşımıza çıkıyor. İlköğretimin 1., 2., 3. sınıflarında, çocuğa okuma-yazma öğretip temel kavramları algılamasına yardım eden, çocuğun psikolojik ihtiyaçlarına cevap verip onlara okulu ve öğrenmeyi sevdiren, hayatta kullanacağı kurallar bütününü, tüm sevecenliğiyle onlara aktaran, kısaca; çocuğa ilerideki yaşamında kullanacağı değerleri veren, hep bu uzman öğretmen olacaktır. Günümüzdeki uygulamada, bir sınıf öğretmeninin tekrar 1. sınıfa dönmesi, ne yazık ki beş yılda bir, gerçekleşiyor ve dolayısıyla bu konuda uzmanlaşma çok zor görülüyor. Ayrıca, her beş yılda bir 4. sınıfa gelen sınıf öğretmeni, branş dersleri ile uğraşmak zorunda kalıyor. Bu durumdaki öğretmen , kendisini daha yetkin gördüğü derse ağırlık vererek, diğer dersleri ikinci, üçüncü plana itiyor . Hatta bazen daha da ileri giderek, örneğin programda "Matematik" dersi olduğu halde, onun yerine "Türkçe" ya da "Sosyal Bilgiler" dersi işliyor. Böyle eğitilen çocuklar ise, 6. sınıfa geldiklerinde, o güne değin öğrenmiş olmaları gereken konularda yetersiz kalıyorlar. Sonuç olarak da bu dersler, hiç hak etmedikleri halde çocukların korkulu rüyası haline geliyor. Bunlar maalesef gerçektir.

Erol Altaca Okulları, işte bu yanlışlara "DUR" demek için yeni bir eğitim atağını başlatıyor.

Erol Altaca Okullarında, 4. sınıftan itibaren tüm dersleri, o konuda yetişmiş branş öğretmenleri, o ders için tasarlanıp donatılmış dersliklerde işler!. Başka bir deyişle, her bir dersin dersliği, o dersin laboratuvarıdır. Bilgi ve zekâ, zoru yener. Ancak çoğu zaman, bunları işlevsel kılan, motivasyondur. Sözgelimi, çocuğun zevk alabileceği matematik araç ve gereçleriyle donanımlı modern bir derslikte, matematikten kim korkar ki?

Erol Altaca Okullarının kadrosu, alanlarında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisini özümsemiş, öğretme pedagojisini bilen yetkin öğretmenlerden oluşuyor.

Her dersin uzmanı öğretmenler... Ne büyük bir ayrıcalık... Ama çocuklarımız buna değer!

YABANCI DİL ÖĞRETİMİ ve ÜLKEMİZDE YAPILAN YANLIŞLAR

Değişik kültürler, dünyamızın bir servetidir. Ancak bu gerçek, değişik kültürlerin dillerini öğrenmeyi de zorunlu kılmaktadır. Uygarlık ve teknolojinin, farklı kültürlerde farklı hızlarla gelişmesi, bu gereksinimi daha da artırmıştır. Düşünen, yetkin ve uygar birey, anadilinin ustası olmak zorundadır. Bunun yanı sıra en az bir yabancı dilde bilgiye ulaşabilir hale gelmesi de günümüz koşullarında bir zorunluluktur.

Yabancı dil öğrenmenin ideal koşulu, o dilin anadil olduğu kültürel ortam içinde yaşamaktır. Ancak, bu her zaman ve herkes için mümkün olamayacağına göre, yabancı dilin ideale yakın bir düzeyde öğretilmesi konusunda okullarımızın çok dikkatli davranmaları gerekmektedir.

Küçük yaşlar, yabancı dilin en kolay ve etkin bir biçimde öğrenildiği yaşlardır. Henüz soyut düşünme becerisi olmayan ilkokul yaşlarında, her konunun somut ve algısal yöntemlerle öğretilmesi gerekmektedir. Çocukları, büyükler için oluşturulmuş yöntemlerle karşı karşıya bıraktığımızda alacağımız tek sonuç, onların yılgınlıkları olacaktır.

Okulların pek çoğu, haftalık yabancı dil ders sayısını artırma yarışına girmiş, ya diğer dersleri azaltmak pahasına ya da hafta sonu günlerini kullanarak bu nitelik hatasının niceliğini de mantık sınırını zorlayan düzeylere yükseltmişlerdir.

Erol Altaca Okullarında, anaokulundan itibaren, çocukların yaşlarına uygun içerikte ve o yaşın öğretme teknikleri ile İngilizce öğretimi, öncelik taşıyan konulardan biridir.

6. sınıf öncesinde İngilizce öğretimi ülkemizde çok yeni olduğundan, bu yaş grubu için eğitilmiş öğretmenler yok denecek kadar azdır. Bu yüzden, bugüne değin birçok iyi niyetli çaba, pek de sonuç vermemiştir. Okulumuz için, İngilizce öğretmenlerini yurt içi veya yurt dışından ilköğretim çocuklarına İngilizce öğretme eğitimi almış, yıllarca uygulama deneyimi edinmiş öğretmenlerden titizlikle seçtik. Öğrencilerimize, İngilizce öğrenimini bir zevk olarak yaşayacakları ortamı hazırladık.

Çocuklarımız bilgisayar, kaset-çalar,video ve TV gibi araçlarla donatılmış dersliklerde, kendi yaşlarına uygun çağdaş konuşma, drama, şarkı gibi yöntemlerle İngilizce öğrenmeyi bir külfet değil, bir zevk olarak yaşarlar. Pedagojik prensiplere uygun olarak, yaşları ilerledikçe ve zamanı gelince İngilizce'nin kuramsal yönleri ile tanışırlar. Öğrencilerimizin dil becerilerine, 1. sınıftan başlayan İngilizce öğretimi devam ederken, 6'ncı sınıftan itibaren de Almanca öğretimi katılır.

Temel amacımız, öğrencilerimizi birer dilbilimci olarak yetiştirmek değil, yabancı dili kendi yaşları ve yaşamlarının gerektirdiği düzeyde kullanma becerisine sahip kılmaktır.

"GEREKSİZ (!)" DERSLER : RESİM, MÜZİK, BEDEN EĞİTİMİ

Sevgili çocuklarımızın test çözerek değerlendirebilecekleri saatler; resim yapmak, şarkı söylemek ve takla atmak gibi gereksiz (!) faaliyetlerle gasp edilmektedir. Bu derslerin müfredattan bir an önce çıkarılması şarttır!

Oysa resim, müzik ve beden eğitimi derslerinin öğrenciye sağladığı yarar, sanıldığından çok daha fazladır.

Resim; psiko-pedogojik açıdan çocuğu daha iyi tanımamızı sağladığı gibi, onun zeka, kişilik, yakın çevre özellikleri ve iç dünyasını yansıtmaya da yarayan bir anlatım aracıdır. Başka bir deyişle, çocuklar, özel olarak dile getirmekte güçlük çektikleri duygu, düşünce, beklenti ve gereksinimlerini grafik yoluyla çok daha kolay dışa vurabilirler. Çocukların çizdiği resimler, göründüklerinden çok daha fazlasını içerir. Çünkü çocuğun iç dünyası, düşünüş biçimi ve yakın çevresiyle olan sorunları hakkında önemli ip uçları verir. O kadar ki, kullanılan kâğıdın büyüklüğü, figürlerin kâğıda yerleştiriliş şekli, kullanılan renkler, hatta kalemin sert ya da ürkek kullanımı bile dikkatli ve konu hakkında bilgili bir gözlemci için, çocuğun ruhsal durumunu ve kişilik özelliklerini saptamada sayısız yarar sağlar. Psikolojik tanı aracı olmasının ötesinde, yaratıcılık potansiyelini kamçılaması açısından da resim, desteklenmesi gereken bir etkinliktir. Tüm bunları bir yana bıraksak bile, zor ödevler ve yorucu sınavlar bombardımanından bunalmış çocuklara resim yapma olanağının tanınması, bir parçacık soluklanmaları ve keyifli zaman geçirmeleri fırsatını tanımakla eşdeğerdedir ki, buna tüm çocukların hakkı vardır. Diğer bütün sanat dalları gibi, resim eğitiminin en önemli işlevi , güzellikleri takdir edebilen, incelmiş insan yetiştirmedeki yeridir.

Ülkemizde resim sanatını tanımadan, estetik bilgi sahibi olmadan resim satın almaya çalışan kitleye karşın resim tarihi, ünlü ressamların hayatları ve kullanılan teknikleri haftalık ders saatinde öğrenen çocuklar, ülke içi ve dışında tertiplenen yarışmalara katılmakta ama en önemlisi bir sergide resmin nasıl incelendiği ve bir resmin estetik değerinin ne olduğu sorularına cevap verebilecek düzeye gelmektedirler. Cumartesi Okulu resim çalışmalarına katılan öğrenciler bu becerilerini hafta sonunda da geliştirmeye devam etmektedirler. Öğretmenleriyle sergilere katılan, ressamların atölyelerini ziyaret eden öğrencilerimizin edindikleri estetik zarafet, hayatlarının her bölümüne yansıyacaktır.

Müzik dersinin (eğitimle ilgili olarak) çocuğa katacağı temel beceri ise, "işitsel ayrımlaştırma" konusundadır. Benzer sesler arasındaki farkı ayırt edebilen bir çocuk, ileride yabancı dil öğrenirken çok daha az zorlanacaktır. Küçük yaşlardaki müzik eğitiminin, çocuğu ileri yaşlarda matematikte daha yüksek başarıya götürdüğü bilimsel bir gerçektir. Müzik eğitiminin yadsınamayacak kadar açık işlevi ise resimde sözünü ettiğimiz güzellikleri kavrayabilme zevkine sahip bireyler yetiştirmedeki katkısıdır.

Öğrencilerimiz, en az bir enstrüman çalabilmeleri için hafta içi derslerde ve hafta sonu Cumartesi Okulu'nda öğretmenleri ile piyano, keman, flüt, org çalışmaları yapmaktadırlar. Özel günlerde ve çeşitli toplantılarda konserler veren okul koromuz Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve Batı Müziği şarkı örnekleri sunar. Okulumuz, Türk değerlerini bilen ve onları yaşatıp korumaya çalışan; ama aynı zamanda başarısını dünyanın paylaştığı müzisyenleri ve müzik çalışmalarını takip edebilen çocuk ve gençleri hedefler.

Gelelim beden eğitimine... Spor yapmak, bedensel gelişimin yanı sıra, öğrenme fizyolojisi açısından da gerekliliktir! Çünkü "öğrenme" işlemi, beyin zarında meydana gelen biyokimyasal bir süreçtir. Birtakım protein halkaları, korteks üzerinde bir zincir oluşturur ve öğrenme gerçekleşir. Öte yandan, stres altında bulunulduğunda kandaki adrenalin miktarı artar. Adrenalin ise bu protein zincirinin kurulmasına ket vurur. Böyle olunca da üzerinde çalışılan konu öğrenilemez. Adrenalini normal düzeye indirmenin başlıca yolu da fiziksel aktivitedir. Yani çocuğa koşmak, oynamak, top peşinde seğirtmek, bisiklete binmek gibi olanakları tanımak... Üstelik bunlar, çocuğun psiko-sosyal ve zihinsel gelişimine, yaratıcılığına son derece önemli katkılar sağlar.

Milli Eğitim Bakanlığınca belirtilen Beden Eğitimi dersleri dışında Türkiye'de ilk defa okulumuzda ders saatleri içinde "Beden Eğitimi Oyun Programı"na da yer verilmektedir.

Öğrencilerimize okulumuzda çeşitli zamanlarda ve dış sahalarda basketbol, voleybol, futbol, yüzme, jimnastik, kayak, badminton, masa tenisi, hentbol gibi sportif etkinlikler sunulmaktadır.

Bu düşüncelerden hareketle, bu tür uygulamalı derslerin gerek haftalık ders saati, gerekse titizlikle hazırlanmış program ve donanımlarıyla EROL ALTACA OKULLARINDA çok önemli bir yeri vardır.

"GEREKLİ" DERSLER

Matematik

Ünlü matematikçi Lobachevsky "Matematiğin hiçbir dalı yoktur ki, ne kadar soyut olursa olsun bir gün gerçek dünyada uygulama alanı bulmasın." der. Bu noktadan yola çıkarsak, bizler Erol Altaca Okulları' nda çocuklarımıza matematiğin çevreden yalıtılmış bir bilim olmadığını, matematiğin her konusuyla yaşadığımız dünya arasında somut ilişkiler kurulabileceğini göstermeye çalışıyoruz.

Karşılaştığı en basit matematik probleminde dizlerinin bağı çözülmeyen gençler yetiştirmek isterken biliyoruz ki bir matematik problemine sakin ve güvenli yaklaşabilen bir çocuk, yetişkin olduğunda karşılaşacağı güçlükler karşısında da yılmayacaktır. Matematiği seven ve yeni şeyler keşfetmekten haz duyan bir çocuk, bu deneyimden kazandığı heyecanı ve güveni yitirmeyecektir.

Bütün bu amaçlar doğrultusunda derslerde matematiksel tanım ve kavramları bilimsel özüne uygun olarak öğretmeye; konuları, somut modeller ve araçlar yardımıyla kavratmaya; problemlerin çözümünde "neden", "niçin" sorularıyla değişik yöntemler araştırmaya gayret ediyoruz.

Çocuğumuz grubun gerisinde kalıyorsa ek çalışmalarla ona destek oluyoruz. İnanıyoruz ki her çocuğu kendi kapasitesi doğrultusunda ulaşabileceği en üst sınırlara taşımak eğitimcinin görevidir. Çocuğumuz grubun ilerisindeyse bizce yine desteğe ihtiyacı vardır. Onu da ek sorularla motive etmeye, kendi başarısını aşma hevesini artırmaya çalışıyoruz. Bu tip öğrencilerimizi ayrıca ülke içinde ve ülke dışında yapılan matematik yarışmalarına da hazırlıyoruz. "Her çocuk bizim için özeldir ve her çocuk matematik öğrenebilir."

Fen Bilgisi

İnsanlar yaşadıkları çevre ile sürekli ilişki içindedir. Çocuklarda ve gençlerde bu ilişki merak ve aynı zamanda tutku düzeyindedir. Hazırlanacak ve uygulanacak her fen bilgisi programı, öğrencilerde merak uyandıracak yapıda olmalıdır ve bu programların basit bilimsel ilkelerin, teknolojik bakışların temeli olduğu vurgulanmalıdır.

Toplumları gelişmeye ancak fen bilimlerinde gerçekleştirilen buluşlara dayandırılarak geliştirilen teknoloji götürmektedir. Bu modern eğilim, Erol Altaca Okulları fen bilgisi dersi programlarına yansıtılmıştır ve uygulanmaktadır.

Olayların nedenlerini açıklamak için, model önerme, hipotez kurma, deney düzenleme ve yapma, gözlem yapma, gözlem sonucu elde edilen bilgileri sınıflandırma, analiz etme davranışları fen bilgisi dersi programlarında öğrenciye kazandırılmakta, ülkemizin geleceği bilgi üretimine dayandığı için öğrencilerimize bilgi üretim sistemleri tanıtılmaktadır.

Fen bilimleri yeni düşünceleri düzenlediği gibi, bir problemin çözümü ile de ilgilenir. Problemler ve onların çözüm yolları insan aklına ve yaratıcı zekasına dayanır. Bununla insanlık, evreni anlamaya çalışmıştır. İşte bu anlayışı kazanan öğrencimiz teknolojik gelişmelerin toplumlar için esas olduğu, ancak bu gelişmenin çevre kirlenmesi yaratmadan yapılması gerektiği fikriyle hazırlanmış programlarla eğitilmektedir. Sürekli ve dengeli gelişme düşüncesi, öğrencilerimize verilen önemli kavramlardan biridir. Doğaya saygı temel hedefimizdir.

Kendi akli yeteneklerini kullanarak anlama ve öğrenme gücünü geliştiren öğrenciler, gözlem, bilgi ve verileri göz önüne alarak basitçe analiz ve sentez yapabilmenin ilk davranışlarını kazanmaktadırlar. Böylece onlar için öğrenmenin son aşaması olan KARAR VERME ortamına giden tüm yollar da açılmaktadır.

Bilgi sahibi olmanın yanında bilgi üretmenin önemi bilinerek eğitilen öğrencilerimiz, özellikleri şimdiden oluşan bilgi çağı içinde başarılı ve mutlu yaşayacaklardır.

Sosyal Bilgiler

Erol Altaca Okullarında sosyal bilgiler dersi, geçmişi özümsediği için bugünü daha iyi anlayan ve geçmişle bağlantı kuran; böylece yarınlara güvenle yaklaşabilen öğrencilerle "niçin", "nasıl" gibi sorularla yaratılmış düşünsel bir ortamda gerçekleşmektedir.

Tartışma, proje, rapor hazırlama, özetleme, canlandırma ve diğer çağdaş yöntemlerle yapılan çalışmalar; TV, video, tepegöz, kitaplık, tüm konularla ilgili harita ve slaytlarla donatılmış özel sosyal bilgiler dersliklerinde yapılmaktadır.


Amacımız:

Atatürk ilke ve inkılaplarından ödün vermeden,

·  içinde yaşadığı toplumla, doğal çevreyle barışık

·  düşünen, araştıran, akıl yürüten

·  etik değerlerle, insan haklarına, ulusal değerlere saygılı

·  sosyal yapısı gelişmiş, sosyal cesaret sahibi

·  demokrasi kültürünü benimseyen, çağdaş gençler yetiştirmektir.

Satranç

Satranç güzel ve yararlı bir uğraş, yaman bir mücadele, akıl, zeka, yaratıcılık, ileri görüşlülük, centilmenlik, planlama, yerinde ve zamanında davranma, cesaret, sabır, serinkanlılık gibi evrensel değerleri ve yetenekleri geliştiren bir sanat, bir bilim ve bir spordur.

Satranç bir beyin sporu olduğu kadar düşünce eğitimi üzerine uzman bir okuldur.

Spor olarak satranç, çocukların zihinsel, psikolojik ve ahlaki gelişmelerine katkıları olan bir oyundur. Okulumuzda satranç; bütün bu yetenekleri en üst seviyeye çıkartmak ve kendine güvenen zeki bireyler yetiştirmek için vardır.

Amacımız sadece satranç şampiyonlarına ulaşmak değil, satrançtan yararlanarak kendi alanlarında başarılı olmuş kişiler yetiştirmektir.

Bilgisayar

Bilgisayarın sunduğu olanaklardan yaygın bir şekilde yararlanmak insanlığa büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Bu olanaklardan faydalanmak için "bilgisayarda işlem yapmak" yani "bilgisayarı amaca göre kullanmak" gerekmektedir.

Günümüzde her alanda çok geniş biçimde kullanılması artık kanıksanan bilgisayarın eğitimde nasıl kullanılacağı araştırılırken, 3-12 yaş arası çocukların bilgisayarla ilgili bazı bilgi ve becerileri kazanmalarının ileriki yaşlara göre daha kolay ve daha çabuk olduğu ortaya çıkmıştır.

O halde Erol Altaca Okulları öğrencisi, anaokulundan 8. sınıfın sonuna kadar bilgisayar okur yazarı olup onu amacına göre kullanmayı öğrenirken bilgisayarın çalışması, kısımları, çeşitleri, yetenekleri kullanma şekilleri, programlanması konusunda bilgi sahibi olmaktadır.

 

 

 

 

HEDEFİMİZ; ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYİ ÖZÜMSEMİŞ, ÜLKESİNİ ve ULUSUNU SEVEN, KİMLİĞİYLE ULUSAL, KİŞİLİĞİYLE EVRENSEL, DÜZEYİYLE ÇAĞDAŞ İNSANLAR YETİŞTİRMEKTİR.

 

 

ÖZEL EROL ALTACA OKULLARI

Anaokulu-İlköğretim-Anadolu Lisesi

Ferah Evler Çelik Sk.. No:24 Tarabya/İSTANBUL

Tel: 0(212) 262 22 22 (pbx)

Fax: 0(212) 299 54 40

okul@erolaltaca.com.tr

ÖZEL YENİ ÇOCUK ANAOKULU

Kasımpatı Jale Sokak No:6

Tarabya / İSTANBUL

Tel:(0212) 299 41 20 (pbx) 

Fax:(0212) 299 41 18

okul@yenicocuk.com

Sık Kullanılanlara Ekle

Site Haritası

© 2008 ÖZEL  EROL ALTACA OKULLARI

Web Tasarım: Şükrü Altaca Son Güncelleme : 04.01.2007